FaceSyma'nın Tarihsel Dayanağı

googleplay.png
ppp.png

     “Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihinsel yeteneğini inceleme” anlamına gelen frenolojinin, bir bilim olarak 1800’lerde Alman doktor ve anatomist Franz Joseph Gall tarafından geliştirilmiş olduğu görülmektedir. Gall, büyük gözlü olan insanların sözel hafızalarının gelişmiş olduğunu tespit ettikten sonra sözel hafızanın, kafanın göz arkasındaki bölümüyle bağlantılı olduğu kanısına varmıştır. Böylelikle hafıza türlerini kafanın farklı kısımlarına konumlandırarak; cesurluk, iletişime açıklık, dürüstlük gibi yeteneklerin de yerlerini belirleme yönünde çalışmalar yapmıştır. Gall, 1792-93’lü yıllarda doğuştan gelen yeteneklerin serebral korteksin farklı bölümlerinde var olduğuna ikna olmuş ve bu bölgeleri, Viyana’da varsayımsal beyin modülleri için yaygın olarak kullanılan bir terim olan ‘organs’ olarak adlandırmıştı. Gall’ın psikoloji ve organoloji çalışmaları; sığınma yerleri, okullar ve yerel hapishanelerdeki olayları, ayrıca cinayet becerileri ve hırsızlık becerileri gibi ilk genellemelerini yaptığı kendi hastalarının özelliklerini yansıtır. O 1792’li yıllarda insan ve hayvan kafataslarını toplamaya ve bir tür ya da bireyle ilişkili karakteristik davranışlarla kafa kıvrımlarının gelişimini incelemek için renkli mum beyin ve kafa alçı şekilleri hazırlamaya başladı. Fizyonomi alanındaki geçmiş görüşleri ele alan Franz Joseph Gall ve Johan Kapsar Spurzheim’ın frenolojik sistemi şu varsayımlara dayanmaktadır; 1)Entellektüel yetenekler ve kişilik özellikleri her bireyde farklı düzeyde gelişir. 2)Bu yetenekler ve özellikler serebral korteksin belli bölgelerinde bulunan doğuştan gelen becerileri yansıtır. 3)Bu becerilerin gelişimi veya önemi, aktivitenin ve dolayısıyla kortikal organların büyüklüğünün bir fonksiyonudur. 4)Her kortikal organın boyutu kafatasını çevreleyen ön yüzde yansıtılır. Gall ve Spurzheim elde ettikleri bulguları frenolojik büstler ve harita çizimleri ile özetlediler. Bu bilgilere dayanarak frenolojinin her ne kadar 19. yüzyılda bir bilim olarak ortaya çıktığı ileri sürülse de, aslında yüzyıllar öncesinde bile çeşitli toplumlarda ve çeşitli isimlerle kullanıldığı görülmüştür. Batı dünyasında daha çok fizyonomi ve tipoloji olarak bilinen frenolojik yöntemler, Orta Doğu’da ilm-i firaset, ilm-i kıyafet ve ilm-i sima; Uzak Doğu’da ise face reader veya mien shiang-mian xiang (yüz okuma) gibi isimlerle karşımıza çıkmaktadır.

       19. yüzyılda bilim olarak gelişen frenoloji yüzyıllar öncesinde hem Batı’da hem Doğu’da hem de Türk-İslam topraklarında birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra yazılan eserler diğer toplumlar tarafından tercüme edilerek bu ilim özellikleri birbirinden etkilenmiştir. Batı’dan Doğu’ya ve Doğu’dan Batı’ya yapılan tercümeler de buna örnektir. İnsanın dış görünüşünden hareketle iç dünyası ve karakteristik özellikleri hakkında hüküm çıkarma ilmi, yukarıda da bahsedildiği üzere farklı toplumlarda farklı isimlerle var olmuştur. Kıyafetnameler ve Firasetnameler ise bununla ilgili bilgilerin yer aldığı Türk-İslam kültürüne ait edebi eserler olarak karşımıza çıkmaktadır.

googleplay.png
ppp.png